Aşımdan doğuma kısraklarda gebelik süreci

Neredeyse insanlık tarihi kadar eskiye dayanan atçılık, geçmiş yıllarda başta savaşlar olmak üzere, tarım ve ulaşımda da insanlığa hizmet etmiş köklü bir sektördür. Motorlu taşıtların ve tarım aletlerinin gelişimiyle atların tarım ve ulaşımdan uzaklaştırılması, zamanla atçılık sektörünün binicilik ve yarış atı yetiştiriciliğine doğru yönelmesine sebep olmuştur. Bu bağlamda günümüzde atçılığın büyük bir bölümünü yarış ve yetiştiricilik sektörü oluşturmaktadır.  At yarışlarının bir spor branşı olmasının dışında, ekonomik yönünün de güçlü olmasından dolayı yarış atı yetiştiriciliği hızla büyümektedir.

Gün geçtikçe büyüyen yarış sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda, daha kaliteli ve üstün ırk vasıflarına sahip başarılı yarış atı elde edilebilmesi adına her geçen gün daha da ilerleyen safkan yarış atı yetiştiriciliği, ülkemizde atçılık sektörünün temelini oluşturmaktadır.

Kısraklar yılın belirli zamanlarında kızgınlığa giren memeli canlılardır. Kuzey yarımkürede olan ülkemizde doğal üreme mevsimi Nisan ve Eylül ayları arasındadır. Bu dönemler de gündüzlerin uzamasıyla artan gün ışıkları, ısının artması ve artan besin maddelerinin de etkisiyle kısraklarda hormonal mekanizmalar tetiklenir, seksüel siklusların birbirini takip ettiği östrus sezonuna girilmiş olunur.

Bilgi: Atçılıkta tüm atların yeni yaşına girme tarihi 1 Ocak’tır. Mart doğumlu tay da Haziran doğumlu tay da 1 Ocak’ta bir yaş yaşlanmış kabul edilir ve buna göre işlem görür.

Ülkemizde, resmi aşım sezonu ise 15 Şubat-30 Haziran tarihleri arasındadır. Kısraklarda gebelik süresi yaklaşık 11 aydır (320-340 gün). Doğduğu aydan bağımsız olarak, o yıl doğan tüm tayların aynı yaşta sayılması, yarış atı yetiştiriciliğinde yılın erken dönemlerinde doğan taylara bir avantaj sağlamaktadır. Bu sebeple bütün yetiştiriciler damızlık kısraklarının resmi aşım sezonunun başlarında gebe kalmasını amaçlarlar. Böylelikle taylarının yılın ilk aylarında doğmasıyla avantaj elde etmiş olurlar.

Kısraklarda üreme performansı genellikle tay elde edilme oranı ile doğru orantılıdır. Bu oran %40-80 arasında değişmektedir. (*) Genetik faktörler ve bir takım jinekolojik problemler dışında kısraklarda üreme performansını etkileyen en önemli etmen beslenmedir. Rasyon düzenlemelerinde yapılan dengesiz ve yetersiz beslenme programları damızlık kısraklarda üreme performansını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Gebelik döneminde kısrağa gösterilecek özen, doğacak tayın başarı profilinin ilk adımlarını oluşturmaktadır. Kısraklarda üreme sezonunda ve gebeliğin ilk dönemlerinde besin maddeleri ihtiyaçlarında fazla bir değişiklik olmazken, fetal gelişimin yaklaşık %60-65 inin tamamlandığı ve meme bezlerinin aktivasyonunun başladığı gebeliğin son döneminde (9-10-11. aylar) özellikle protein ve mineral madde ihtiyacı artar. Artan bu ihtiyaçlar doğum sonrası süt veriminin devam ettiği laktasyon süresi boyunca da devam eder. Yeteri kadar beslenemeyen kısraklarda ya gebeliğin ilerleyen aylarında abortuslarla, ya da doğan taylarında düşük doğum ağırlıkları, beslenme yetersizliğinden kaynaklı gelişim problemleri, anomaliler ve hatta neonatal tay ölümleriyle karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. Bu sebeple gebe kısraklara özellikle gebeliğin son dönemlerinde, ihtiyaçları dahilinde özel bakım ve besleme programları uygulanmalıdır. 

Gebeliğin son dönemlerinde uterus hacminin artması ile yem alım kapasitesinin de azaldığı bilinmektedir. Bu sebepledir ki rasyondaki kaba yem miktarı azaltılırken konsantre yem miktarları arttırılarak denge sağlanır. Yapılan bu rasyon düzenlemesi yalnız fetal gelişim için değil aynı zamanda hem meme bezlerinin rejenerasyonunu hem de postpartum kısrakta uterus involüsyonu ile ovarian aktiviteyi olumlu yönde etkileyecektir.

Gebeliğin son dönemine girdiğimiz bu günlerde, süratle büyümeye devam eden fetüs, kısrakta enerji ihtiyacını da aynı oranda arttırmaktadır. Gebeliğin 9,10 ve 11. aylarında kısrağın, ihtiyacı olan enerji miktarı, normalde yaşama payı için gerekli olan enerji miktarının sırasıyla yaklaşık 1.1, 1.15 ve 1,2 ‘si kadar artmaktadır. Bu oranlar zayıf kondisyona sahip gebe kısraklarda daha da arttırılabilir. Ancak yetersiz besleme kadar aşrı besleme de gebe kısraklar için birtakım olumsuzluklara sebep olabilir. Örneğin kısrakların aşırı beslemeden dolayı yağlanmaları, güç doğumlardan tutun da kalitesiz süt verimine hatta tayların düşük vücut ağırlıkları ile doğmalarına bile sebep olabilmektedir.

Enerji ihtiyacına paralel rasyondaki protein miktarının da artırılması yalnız fetal gelişim için değil aynı zamanda maternal antikorların sentezlenebilmesine ve böylelikle kolostrumla neonatal taya aktarılmasına da yardımcı olacaktır. Gebeliğin son döneminde artan enerji ihtiyacını karşılamak için yapılacak konsantre yemdeki artış protein miktarında da artış sağlayacaktır. Rasyondaki protein oranının gebeliğin son döneminde yaklaşık %10 oranında artırılması yeterli sayılmaktadır.

Mineral ve vitaminlerin önemi

Temel olarak enerji ve protein ihtiyaçları konsantre yemlerle de karşılanabilen gebe kısraklarda vitamin ve mineral madde ihtiyaçları rasyonlarına ilave edilen vitamin-mineral premiksleri ile rahatlıkla karşılanabilmektedir. 

Fetal iskelet ve kas gelişiminde mineral ve vitaminlerin önemini atlamamak gerekir. Yapılan çalışmalar özellikle kalsiyum ve fosfor alımının yaşam payının yaklaşık %80 ‘i oranında artırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Genellikle gebeliğin son dönemleri kış aylarına denk gelmektedir. Kış beslenmelerinde kullanılmak üzere depo edilen kuru otlar genellikle kalsiyum, fosfor, çinko ve bakır yönünden oldukça fakirdirler. Bu dönemlerde gebe kısraklara ihtiyaçları kadar vitamin-mineral ve iz element takviyelerinin yapılması yetiştiricilik açısından oldukça önemlidir. Yapılan bu takviyelerle taylarda gelişime bağlı olarak gözlemlenebilecek ortopedik kusurların önüne geçilmesi sağlanabilmektedir.

Ülkemizde atçılık sektörünün gelişimi, at spesifik ilaç ve yem katkı ürünlerinin de çeşitliliğinin artmasına ve yetiştiricilere alternatifler sunulmasına olanak sağlamıştır. Yetiştiriciliğin son düzlüğü diye tabir edebileceğimiz gebeliğin son 3 ayında gerekli takviyeleri yetiştiriciler artık kolaylıkla temin edilebilmektedir. Rasyonlarındaki eksiklikleri tamamlayabilecekleri, ihtiyaçları doğrultusunda ticari olarak üretilen yem katkı ürünlerinden kullanmaları kendilerine kolaylık ve avantaj sağlamaktadır.

Kolostrumun önemi

Halk tarafından ağız sütü olarak bilinen kısrağın ilk sütü kolostrumdur. Kolostrum gebeliğin son haftalarında meme bezlerinin aktivasyonu ile oluşmaya başlar. İçerisinde barındırdığı yoğun besin maddeleri ve antikorlarla neonatal tayın hem beslenmesini hem de bağışıklığının güçlenmesini sağlayarak hastalıklara karşı koruma sağlar.

Kısraklar bulundukları ortamlardaki hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı antikor geliştirirler ve bu antikorları kolostrum yoluyla doğum sonrasında yavrularına da aktarmış olurlar. Böylece kısrak bulunduğu çevredeki mikroplara karşı tayını kolostrumuyla korumuş olur.

Bazı yetiştiriciler gebe kısraklarını gerek doğum sonrası aşım için yazdırdıkları aygırın bulunduğu çiftliklere, gerekse yalnızca doğumlarını gerçekleştirmesi adına başka çiftliklere transport etmektedirler. Gebe kısraklarda yapılacak olan bu yer değişikliklerinin zamanlaması doğacak tayın sağlığı açısından oldukça önemlidir. Özellikle bu bağlamda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, gebe kısrağın özellikle çiftlik dışı yer değişikliği yapılacaksa naklinin doğuma en az 6-8 hafta kala gerçekleştirilmiş olmasıdır. Ancak bu şekilde kısrağa, yeni yerindeki hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı antikor üretme ve kolostrumuna aktarma zamanı tanınmış olacaktır.

Atlar her ne kadar uzun yıllar önce evcilleştirilmiş olsalar da halen doğada av olmanın vermiş olduğu korku ve kaygıyla, doğumlarını genellikle gece geç saatlerde, sessizliğin ve sakinliğin hakim olduğu gece yarılarında yaparlar. Doğumlarını rahatlıkla yapacakları 18-20 m2 lik gürültüden uzak bireysel doğum locaları hazırlanmalıdır. Doğum localarına bol yumuşak altlık serilmeli ve düzenli olarak temizlenmelidir. Doğum localarının yakınında olası problemlere karşı acil müdahale ve doğum ekipmanları bulundurulmalıdır.  Mümkünse doğum sezonu boyunca doğum locaları kamera sistemi ile bir personel tarafından 7/24 izlenmelidir. Böylelikle doğum anında ve sonrasında oluşabilecek problemlere anında müdahale edilerek doğumda tay ölümlerinin ve kısrak ölümlerinin önüne geçilmiş olunacaktır.

İbrahim Kurban

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir