Gökhan Kocakaya röportajı

2020 yılını zirvede tamamlayarak alkışı hak eden bir başka isim de jokey Gökhan Kocakaya. Başarılı jokey böylece 2019 yılında kazandığı liderliği korudu. Bu yıl 474 farklı safkanla katıldığı 969 koşuda; 209 birincilik, 187 ikincilik, 148 üçüncülük elde etti. 2019 yılında; 5 G1, 4 G2, 11 G3 olmak üzere toplam 20 grup koşu kazanan Gökhan Kocakaya bu yıl; 9 G1, 9 G2, 19 G3 koşu ile 37 grup koşu birinciliğine imza attı.

 Jokeyliğe nasıl başladın?

Ben aileden atçıyım. Babam bu camiaya uzun dönem hizmet etti. Babam buradayken ben de hafta sonları hipodromlara gelmeye, atlarla daha yakın temas kurmaya başlamıştım. Ortaokul zamanlarımda gelecekte ne olacağım diye düşünürken her zaman atçılık camiasında bulunmayı istemiştim ama hangi alanda olacağım daha belli değildi.  Atın üzerine ilk çıktığım zaman, at ile bir bütün olduktan sonra kesin kararımı vermiştim. Gerekli başvuruları yaptıktan sonra okula başvurdum. 2 yıl eğitimi tamamladım ve jokeylik serüvenim de böylece başlamış oldu.

İlk yarışında neler hissettin?

Dün gibi hatırlıyorum…  Adil Tekinalp’in Enise isimli kısrağına bindim, heyecandan elim ayağım tutmuyordu. O dönem okulda Avrupa biniş stili denilen bir stilde eğitim veriyorlardı, yurtdışı bağlantılarımla bu stil hakkında gerekli bilgileri de edindikten sonra atın üzerinde çok güzel bir stil oluşturacağımı düşünüyordum fakat yarışta o kadar heyecanlandım ki elim ayağım tutmuyordu. Eski Türk stili denilen şekilde bindiğimi hatırlıyorum.

İlk kazandığın yarış?

Karadağlı isimli Arap atıydı. İnanılmaz fizikli, yakışıklı bir attı ama yarış performansı iyi değildi. Kendi grubunda koşuyordu bir de apranti olarak kilo indirimi almıştım, güzel kazandık.

Unutamadığın atlar?

Gazi Koşusu’nu kazandığım Miramis, İlk bindiğim Enise, İlk kazandığım Karadağlı, Berrin isimli kısrak, Inspector, Copperfield, Uçanbey, Uçanoğlu, Turbo ve şimdi de Long Runner unutmayacağım atlar. Çok sayıda iyi ata bindim, hepsinin yeri ayrı oluyor. 

Binmek isteyip de binemediğin at oldu mu?

Kafkaslı!.. İdmanlarda takip ediyordum, sahaya çıktığı zaman ahır gezintisindeymiş gibiydi. Çok albenili, sanki kendi kendine bir dünyası vardı. Dışarısı beni ilgilendirmez der gibiydi. Koşmayı çok seviyordu. 

En üzüldüğün yarış?

Yarış kazanılır, kaybedilir çünkü çok ata biniyorsunuz ama üzüntü anlamında ben daha çok atların sakatlıklarına üzülüyorum. Mesela Yusuf Atlı’nın Yeni Lira isimli tayı, düzlüğe çıktığımızda ayağını incitti en fazla o zaman üzülmüştüm.

İki yıldır en çok kazanan jokey sensin, performansını neye bağlıyorsun?

Birinci olmak gibi bir hedefim hiç olmadı ama ben hep bu camiaya elimden geldiğince kendi kulvarımda hizmet vermeye çabalıyorum. Sürekli kendimi geliştirmek için çalışıyorum. Bu gelişim süreçlerinden biri de yurtdışındaki yarışlarda at binme deneyimimdi. Zaten bu sebeple kış aylarında Türkiye’de at binemiyor ve sonucunda da kazanılan yarış adedinde birinci olamıyordum. Aslında baktığınızda zaten son 5-6 yıldır hep üst sıralardaydım,  kışları ailemin yanında, Türkiye’de kalmaya karar verince bu sefer kazanılan yarış adedi yükseldi ve birincilikler de geldi.

Yurtdışında hangi ülkeleri kast ediyorsun? 

Almanya kültür ve yarışçılık olarak bize daha yakın, gittiğim zaman rahatlıkla adapte olabiliyorum. Dubai’de durum biraz daha farklı. Orada bir ekürinin baş jokeyi olmadıktan sonra işiniz kolay değil ama yine de günü birlik ya da festival kapsamında bu sene de bir süreliğine Dubai’ye gitmeyi planlıyorum. Pandemi öncesindeki hazırlıklarımızı Fransa’da at binmek üzerine yapmıştık ama maalesef bu süreç herkes gibi bizi de etkiledi.

Başarılarının biniş stilinle alakalı olduğunu düşünüyor musun?

Açıkçası düşünmüyorum. Çünkü bir jokey doğru yerde, doğru zamanda, doğru hamleyi yapıp atıyla bütünleştiği zaman birincilik gelecektir. Tabii ki de bu stilin, atın üzerinde olumlu etkileri çok fazla ama benim gibi ata binen meslektaşlarım ve atçılığımızı çok iyi tanıyan atçılarımız daha doğru kararlarını verirler. Dünyada bir sürü örnekleri var, sadece objektif baktıkları takdirde bu stilin ne kadar işe yaradığını göreceklerdir. Ben bunun bilimsel araştırmasını yapan arkadaşlardan, bu stili deneyen meslektaşlarımdan, birinci ağızdan sorup ne niyetle yaptıklarını öğrenerek uyguluyorum. Gerekli konsantrasyonu dengeyi bir yönde toplamak. At istemezse ona hükmetme şansınız hiç yok, iki canlının bir arada gerçekleştirdiği spor dalını yapıyoruz. Onun dikkatini bir yerde topluyoruz, istemezse onu hızlandıramazsınız. Bazı atlara yumuşak davranarak istediğinizi yaptırabilirsiniz ama bazı atlar gerçekten çok zor.

Long Runner sence nasıl bir at?

Türkiye’deki yarışlar rakibe göre koşuluyor. Taktiksel anlamda size karşı koşuluyorsa şansınız azalıyor. İstediğiniz kadar şampiyon ata binin, herkes o koşuda size kaybettirmeye çalışıyor, sadece size odaklanıyorlar. Normal yarış gibi koşulduğu takdirde Long Runner’ı Türkiye’de geçebilecek bir at olduğunu şu an için düşünmüyorum. Long Runner’ın nasıl bir güce ve karaktere sahip olduğu ortada. Mesela Long Runner geçildiğinde performansı kötü olduğu için ya da bir sorunu olduğu için geçilmedi, rakiplerinin tamamı onun üzerine koştuğu için geçildi. Sonuçta benim bindiğim atın da dört ayağı var rakiplerin de dört ayağı var. 

Gülhatmi ile Hatay’ı kazandın. Son yarışı sence neden kaybetti?

Gülhatmi dişi olmasına rağmen erkekler kadar yetenekli ve cesur bir tay. İlk olarak G1 Cahide Koşusu’nda buluştuk, dişi taylar arasındaki o yarışta güzel bir birincilik elde ettik. Sonra G1 Hatay Koşusu’nu da birlikte kazandık. Son koşuya ekürimiz Övünç ile birlikte katıldık. Benim atım bekleme atı olduğu için virajı  en geride döndüm. Ekürim de benimle aynı yerlerde gidince yarışa tempo vermedik. Koşu yavaş gidince, düzlüğe sonuncu çıkan Gülhatmi, yaptığı ataklarla koşuyu kazanan Ferit Baba’nın 9 salise gerisinde 3. oldu. Bu tür yarışlar yavaş gittiği zaman sprinter atlara çok fazla şans kalmıyor.

Seneye en iyi 3 yaşlı İngiliz atı kim olur?

2 yaşlıların en önemli koşularından biri olan Sakarya Koşusu’nda, bu senenin flaş 3 tayı vardı. Ben Real Runner’a ilk defa bindim ve kazandım. Koşunun ikinci ve üçüncüsü, alttan gelen diğer taylar, hazırlıkları devam ve sürekli gelişmekte olan taylar da var.  Kimler kış sezonunu verimli atlatır, fiziksel gelişimini tamamlarsa onları büyük yarışlarda göreceğiz. Şu an aklında flaş bir tay var mı derseniz, kesinlikle yok ama grup koşular kazanan çok iyi taylarımız var. Güzel bir tayla atçılığımızın derbisi, Gazi koşusu’nu 2021 yılında kazanmak isterim. 

Yurtdışıyla alakalı planların nedir?

Dubai’deki bütün hipodromları biliyorum. Tümünde at binip, övgüler aldım ama oradaki bir eküride 2. veya 3. Jokey olursanız size iyi atlar denk gelmiyor, bu yüzden de kazanmak zor. Avrupa’da ise nispeten daha yakın güçteki atlar koştuğu için kabiliyetinizi gösterip  yarışlar kazanabiliyorsunuz. Almanya’da iyi bir ata bindiğimde normal yarışı da, listed yarışı da kazandım. Yurtdışında ülkemi temsil etmek benim hep aklımda var ve bunun içinde sürekli yurtdışıyla irtibat halindeyim. Oralara gidip Türk atçılığını, Türk jokeylerinin kabiliyetini sergilemek istiyorum. 

Türk Atçılığının bugünkü durumunu nasıl görüyorsun?

Kulübün yaptığı yatırımların çok pozitif yönde olduğunu, yurtdışındaki basından, internet ortamından takip ediyoruz. Aygır alımlarında üzerine düşeni yaptığını görüyorum. Devletin gerekli desteği verdiğini ise düşünmüyorum. Yetiştiriciliğe devletin daha fazla destek vermesini isterim. Kulübümüz üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getiriyor. 

Yetiştiricilik konusu açılmışken, Copperfield’in aygırlığı için ne dersin?

Bindiğiniz zaman çok soğukkanlı, fakat idmana geldiği zaman kendi idmanını kendi yapıyor. Hiçbir jokey ona istemediğini yaptıramaz. Copperfield Türkiye’ye gelmiş en süratli at. Ben ondan daha süratli bir ata binmedim. Özellikle çim pistte inanılmaz dereceler yapabiliyor. Kendi kendine idmanda depar çalışıyor, eğer müsaade etmezseniz ayaklarını birbirine yetiştiriyordu. Çok parlak yarışlar kazandı, umarım hara hayatında da güzel kısraklarla tanışır ve çok güzel yavrular verir. Ben de kısmet olursa yavrularıyla yarış kazanmak isterim.

Ankara Koşusu’nda ne yaşadın?

Biz Lord of Game ile o yarışı hedef yapmıştık. Koşu öncesinde rakibimiz Gazi galibi Call To Victory için dedikodular çıkmıştı. Atın sakat olduğu ve koşmayabileceği konuşuluyordu. Tabii camiada böyle asparagas haberler daha öncelerde de çıktığı için biz dikkate almadan hazırlıklarımızı sürdürdük. Atımız çok iyi duruma gelmişti, ekip olarak kazanacağımıza inanıyorduk. Fakat o gün neredeyse her şey anormaldi. Günün programı çok az atlı olmasına rağmen, jokeylik hayatımda ilk defa, Komiserler Kurulu üyelerinin jokey odasına gelerek “Bu yarış sezonun en önemli koşusu, dikkatli olalım” dediklerine şahit oldum. Starta özellikle Call To Victory’nin arkasından gittim, atın sağında solunda bir anormallik görmedim. Startta Call To Victory huysuzluk yapıp bir aşağı bir yukarı kalkınca start verildi. Yarış hayatı boyunca hiç startta kalmayan bizim atımız startta kaldı. Hişman’ın atı da kaldı, birbirimize baktık. hatalı start mı diye birbirimize sorup, kararsız kaldık ama yarışa da bir şekilde başladık. Kırmızı bayrak sallayan birini göremedim ama biraz ilerleyince bu sefer Ahmet Çelik, Call To Victory’i ilk viraja gelmeden tuttu. Uzun yarış olması sebebiyle de öndeki jokeyler de tempoyu yavaşlatmak için kantarmalara asılınca, hatalı start olduğunu düşünerek atı durdurdum ama baktım diğer atlar koşmaya devam ediyor. Yani o yarışta ne olduğunu anlayamadım ve inanır mısınız hala da anlayamıyorum, rüya gibi bir yarıştı. Nihayetinde o yarış, adı gibi Uğurbey’e uğurlu geldi ve hak ettiği bir galibiyet aldı, ekibini tebrik ederim. Benim için kötü bir yarıştı, böyle olsun istemezdim. Benim için kara bir gündü. Sonuçta bunlar bir hata, bu aşamaya gelene kadar çok emek var. 

Genç jokey arkadaşlarına ne tavsiye edersin?

Okuldaki eğitimimiz temeli öğretiyor ama kendilerini geliştirmek için yurtdışını takip etsinler. Oradaki yarışları izlesinler, yenilikçi olsunlar. Sormak istedikleri soru olursa mutlaka gelsinler bizlere sorsunlar, bütün jokeyler destek verecektir. Ben de sonuçta çok iyi bir jokeyin, Halis Karataş’ın yanında yetiştim. Bineceği son güne kadar ondan öğreneceğimiz çok şey var. Yarışları izlesinler, kim neden kazandı, kim neden kaybetti baksınlar. Eğer bu mesleği yapıyorsanız hem kendi bindiğiniz atı, hem de rakipleri iyi tanımak zorundasınız.

Arap atı ile İngiliz atı arasında biniş farkı oluyor mu?

İkisi farklı klasmanda atlar. İngiliz atları daha ele tabi, daha hızlı, daha çabuk sürate ulaşabiliyorlar. Arap atı biraz daha kafasına göre takılıyor, ekstra güç istiyor. Dikkat ediyorsanız, yurtdışı tarzı binişimi daha çok Arap atında kullanıyorum çünkü onlar daha zor safkanlar. Bazen koşmak istemeyen safkanlara denk geliyorsanız, onlara ekstra güç kullanmanız gerekiyor.

Yurtdışında kazanmak istediğin özel bir yarış var mı?

Tabii ki her ülkenin derbisi var. Türkiye’de Gazi, Dubai’de World Cup, Katar’da Emir’s Sword, Almanya’da, İngiltere’de Derby yarışları var. Bu yarışlarda öncelikle at binmek, sonrasında da kazanmak isterim.

Bosphorse hakkında ne düşünüyorsun?

Böyle kaliteli ve güzel bir derginin yapılmasında emeği geçen, destek veren herkesi tebrik ediyorum. Atçılık adına yapılan güzel işleri her zaman destekliyorum, camianın da desteklediğini görüyorum. Yayın hayatınızı uzun soluklu olmasını dilerim.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir